Showing posts with label yazar. Show all posts
Showing posts with label yazar. Show all posts

Saturday, July 19, 2008

KİTABI ÇIKMIŞ OLAN BİR YAZAR, DOSTLARINDAN, ARKADAŞLARINDAN VE ÖĞRENCİLERİNDEN NE BEKLER?


Arkadaşlarım, dostlarım veya öğrencilerim bana kitap satışlarının nasıl gittiğini soruyorlar. Ben de “iyi gidiyor” diyorum. Hâliyle mutlu oluyorlar. Bana kitabım hakkında bu soruyu soranların çoğu kitabımı almış oluyorlar. Fakat bazıları da kitaptan haberleri olduğu hâlde, kitabımı almamış bulunuyorlar. Ama her nasılsa kitabımın çok satmasını can-ı gönülden istiyorlar! Kitabımın iyi sattığı haberiyle yaşadıkları mutluluk, onlara kendi olası katkılarını unutturuyor. “Nasılsa kitap satılıyor, ben kitabı almasam da olur” hissine kapılıyorlar.

Onlarla aramızdaki hukuk açısından bakarsak, bu durum bana “şaka gibi” geliyor ve bana bu şaka yapıldığında, şakayı yapan kişiye yukarıdaki resimdeki gibi bakmaya başlıyorum!

Başka bir deyişle bu, bir çiçeğin büyümesini yürekten istediğini söylemek, ama ona bir damla su vermemek gibi bir şey! Halbuki bu kitap-çiçek çok su götürür!

İnsanların daha iyiye gitmesini istedikleri bir konuda, aslında katılımcı olabileceklerini unutmaları nadir bir olay değil. Bunu her yerde görebiliriz. Bir konuyu geliştirebilecek kişilerden birisi olduğumuz hâlde, kendi rolümüzü nedense unuturuz veya kendi katkımızı önemsiz görürüz. İyi bir şeyin gelişimine katkıda bulunmak, sanki başkalarının görevi gibi gelir. Halbuki, sizin attığınız veya atacağınız adım da çok önemlidir.

Kendisiyle sohbet ederek saatlerinizi harcamaya hazır olduğunuz birisinin kitabını almıyorsanız, aklıma şu gelir: Paranız zamanınızdan daha kıymetli demektir. Bu da bir dostunuz olarak beni kendi adıma değil, sizin adınıza üzer. Çünkü zaman paradan kıymetlidir. Dolayısıyla bu düşünce tarzına ulaşmış olmanızı veya en yakın zamanda ulaşmanızı diliyorum.

Elbette paranızı saçıp-savurun demiyorum. Bu hiç de akıllıca bir öneri olmaz. Ama bir yazarın iyi niyet ve temennilere ihtiyacı olduğu kadar, tirajı yüksek kitaplara da ihtiyacı vardır. Burada temel ilke şudur: Benim fikirlerimin başkalarına yararlı veya bir şekilde kazanım olduklarına inanmalısınız. Tavsiyedeki samimiyetin temel göstergeleri şunlardır: Tavsiye edilen ürünün, hizmetin veya eserin yararlı olduğuna inanmanız ve onu kullanmak üzere para harcamanız. Unutmayın insanlar güzel konuşmalardan değil, yaptıklarınızdan etkileniyorlar ve sizler de öylesiniz!

Türkiye pazarına kısa bir zaman önce girdikleri hâlde başarıyı yakalamış olan katlı pazarlama şirketlerinin sırrı buradadır. Distribütörlerine ürünleri önce kendilerinin kullanmalarını, ürünleri ve hizmetleri tanımalarını, sonra tavsiye etmelerini öneriyorlar. Bazı “uyanık” kişiler, bunu da pazarlama numarası olarak açıklasalar da, bu basit bir “kurnazlık” değil, çok mantıklı bir “pazarlama taktiğidir.” Evet taktiktir, ama “kurnazlık” ve “aldatma” içermiyor.

Özetle, bana kitap satışlarımın nasıl gittiğini soran kişilere, ilgilerinden dolayı müteşekkir olduğumu söylemek isterim. Ama kitabımı kendisi almış bir şekilde bana bu soruyu soranlara daha fazla müteşekkirim! Hatta bazıları herhangi bir şekilde bir dostlarına hediye vermekleri gerektiğinde, kitabımı hediye ediyorlarmış. Bir öğrencim bunu Babalar Gününde yapmış!

Kitabımı satın alıp, okuyup tavsiye edenlere daha çok müteşekkirim diyorum çünkü onlar sayesinde, yazmaya ve okumaya daha fazla zaman ayırıp, daha çok eser verebilirim. Girişimcilere, karmaşık piyasa koşullarında yaşadıkları “travmayı” atlatmaları, gençlere hedefleri konusunda ve daha bir çok kişiye bir çok konuda daha fazla yardımcı olabilirim. Ünlü olmak mı? Onu hiç sevmedim. Ünlü olmak, benim yolumun sonu değil, olsa olsa “katlanmak” zorunda kalacağım ve “bunaltıcı” bir yan ürün olabilir.

Kitabımı büyük kitapçılarda, internet mağazalarında bulabilirsiniz. Gittiğiniz bir kitapçıda raflarda kitabımı göremezseniz, mutlaka görevlilere sorunuz. Bir yerlerden bulup-getiriyorlar!
------------------------
www.savassenel.com
------------------------
Konuyla İlgili diğer yazılar, öneriler: Görmek istediğiniz linkin adını tıklayınız:Hayatı Iskalama Lüksün Yok!
Neden Yazıyorum? Zorum Nedir?
Size “deli”, Bana “Yazar” Derler!
Madem ki Zekîyim, O Hâlde Kitap Okumama Gerek yok! (mu?)
Okumadan Yaşanır mı?
Kitap Satın Almak, Araba Satın Almaktan Daha Zor (mu?)
Kitaplardan neler Bekliyoruz?
Okuma Etkinliğinden Tasarruf Edilir mi? Kumdan kale yapılır mı?
Kitaplar Hep Aynı Şeyleri mi Söylerler?
Çok Kitap Okudum da Hayatım Değişti!
Kitaplarla Anılmak İsterim! Fena mı Ederim?
Kitaplar Teorik Şeyler midir?
Okumanın Bana Çocuklukta Kazandırdıkları
Çocuklar Okumayı Sevebilirler mi?
İnsanları Kaynaklara ve Özellikle Kitaplara Ulaştırmazsam Patlarım!
Arabam Olmayışı Konusunda Bütün Suç Annem ve Babam da!

-----------------

İNGİLİZCE ÖĞRENİMİ VE ÖĞRETİMİ İLE İLGİLİ PAYLAŞIM SAYFALARIMIZ.
(İlginizi çeken konuya ait satırı tıklayınız)

Yüz yüze veya Online olarak verdiğimiz Dersler-Eğitimler


Facebook: Genel İngilizce Paylaşım Grubu
Savaş ŞENEL
İngilizce Öğretmeni-Eğitim Danışmanı
İletişim ve Yazarlık Koçu
savassenel@yahoo.com
savassenel@savassenel.com

Saturday, October 29, 2005

BİR ÇOK KİTAP OKUDUM DA HAYATIM DEĞİŞTİ


İnsanlar, hayatlarında meydana gelen değişimleri anlatırken bazen abartılı cümleler kuruyorlar sanki. Belki bir heyecanı paylaşmak için biraz abartmanın gerekli olduğunu düşünüyorlar veya söykledikleri şeylere samimiyetle inanıyorlar. Belki de reklamların abartılı sloganları ve ifadeleriyle yatıp-kalktığımız bir dünyada, bir şeyleri olduğu gibi anlatmanın yeterince etkili olmadığını düşünüyorlar ve daha etkili olamak için, ifadelerinde biraz abartılı bir üslup kullanıyorlar.
Abartılı olduklarını düşündüğüm ifadelerden birisi de “bir kitap okudum, hayatım değişti” ya da “bir seminer dinledim dünyam değişti” ifadesidir. Bu ifadeleri kullanan kişiler, günün birisinde rastladıkları bir kitabın ya da dinledileri bir seminerin, onları ne kadar etkilemiş olduğunu anlatıyorlar.
Bir kitabın ya da bir seminerin bardağı taşıran son damla olduğuna inanabilirim. Ama her şeyi bir kitap ya da bir seminerin hâllettiğine inanmak, içinden gelmiyor. Ya hayatımızı değiştirdiğini söylediğimiz kitaptan önce okuduklarımız, yaşadıklarımız... Onların bu değişimde hiç mi payı yok? Onaylamadığımız, kabul etmediğimiz şeyler de olsalar, bizi asıl kitaba ya da asıl kişiye hazırlamadılar mı yaşadıklarımız, dinlediklerimiz ya da okuduklarımız? Bizi belli bir düzeye getirmediler mi? Bu konuda hiç bir bir etkileri yok mu?

Daha önce okuyup dinlemediklerimiz olmasa, yeni bir dönüşüme açık bulunmamız nasıl mümkün olabiliriz?

“Hayatımı değiştiren kitap ya da seminer” ifadesi aklıma bir fıkrayı getiriyor: Sınavlara hazırlanma telaşıyla kafası iyice karışmış olan bir öğrenci, öğle yemeğinde iki tost yer. Fakat doymadığını hisseder ve bir de sosisli sandviç yer. Sosisli sandiviçi yedikten sonra doymuş olduğunu ve aklından şöyle geçirir; “Keşke baştan sosisli sandviç yeseydim. Tostlara boşa para harcadım.”

“Bir kitap okudum, hayatım değişti” diyen insanlar önceki kitapların, dolayısıyla birikimlerinin hakkını yiyorlar gibi geliyor bana. Evet, bizi derinden etkileyen “asıl” kitaba kadar okuduklarımız hayatımızın dönüm noktası olmayabilirler. Belki de içimizdeki boşluğu büyüttüler. Büyüyen bir boşluk bazen ne büyük bir güdü olabiliyor! Bu da bir iyilik değil mi? Bir şeylerin eksik olduğunu farketmemizi sağlamadılar mı? Ya da onları okuduğumuz için, biz de “asıl” kitabı anlamamız konusunda bir mihenk taşı oluşmadı mı? Fırsatların hazır olanlara geldiği söylenir. Daha önce okuduklarımız ve dinlediklerimiz yeni fırsatları görmek konusunda bizleri hazırlamadılar mı?

Bir kitap bir seminer bir şekilde hayatınızı değiştirdiyse de, sizi bu değişime hazırlayan diğer kitaplara da haksızlık etmemeli derim ben.
Bir yandan asıl kitabı bulmak için diğer kitaplardan geçmek gerekmiyor mu? Evet, iyi bir programla gereksiz şeyleri okumadan “asıl” kitaplara ya da kitaba geçmek iyi olsa gerek. Yine de, okuduğunuz kitaplar içinde biri öne çıksa bile, asıl kitabı takdir etme becerinizde diğerlerinin payı vardır.
“Bir kitap okudum, hayatım değişti” diyenler, aceleci ve bedel ödemeyi sevmeyen kişilerin hoşuna gidecek bir şeyleri mırıldanıyorlar. Bedel ödemeyi sevmeyen insanlar o kitabı okusalar da hayatları değişmiyor. Zira, benim hayatımı değiştiren bir kitap ya da konuşma başkasının hayatını değiştirmeyebilir. Zira o insanlar, sosisli sandviçten önce tost yememişlerdir. Zira, hazır değillerdir.
Ben bir çok kitap okudum ve hayatım yeni yeni değişmeye başladı.
------------------------
www.savassenel.com
------------------------
Konuyla İlgili diğer yazılar, öneriler: Görmek istediğiniz linkin adını tıklayınız:Hayatı Iskalama Lüksün Yok!
savassenel@yahoo.com
-----------------

İNGİLİZCE ÖĞRENİMİ VE ÖĞRETİMİ İLE İLGİLİ PAYLAŞIM SAYFALARIMIZ.
(İlginizi çeken konuya ait satırı tıklayınız)

Yüz yüze veya Online olarak verdiğimiz Dersler-Eğitimler


Facebook: Genel İngilizce Paylaşım Grubu
Savaş ŞENEL
İngilizce Öğretmeni-Eğitim Danışmanı
İletişim ve Yazarlık Koçu
savassenel@yahoo.com
savassenel@savassenel.com